Hatırlanacağı üzere ülkemizde 2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilan edilmişti. 2026 için ise naçizane
teklifim şudur: “Sınav Cumhuriyeti.” Çünkü artık bu ülkede takvim yıllarla değil, sınav
takvimleriyle ölçülüyor. Milyonlarca insan (evet, sadece gençler değil) KPSS’ye hazırlanıyor;
umutlar, hayat planları ve hatta özgüvenler çoktan test kitaplarının arasına sıkışmış durumda.
Bir ülkeyi anlamak için gençlerinin neye umut bağladığına bakmak yeterlidir. Bizde ise umut,
çoğu zaman dört harfe sığdırılıyor: KPSS. Diplomalar alınıyor, kep atılıyor, aile fotoğrafları
çekiliyor… Ardından uzun bir bekleyiş başlıyor. Çünkü mezuniyet bir son değil, asıl yarışın
başlangıcıdır.
KPSS artık yalnızca bir sınav değil; bir eşik, bir turnike, hatta kimileri için bir kader çizgisi oldu.
Yıllar süren eğitimin, stajların, kursların, fedakârlıkların tek bir optik forma sığdırıldığı bir
sistemden söz ediyoruz. Gençlere “kendinizi geliştirin” diyoruz ama sonunda hepsini aynı
kitaplara, aynı denemelere, aynı soru kalıplarına mahkûm ediyoruz. Çeşitlilikten söz edip
standardizasyon üretiyoruz. Bir sınava milyonlarca kişinin girmesi, yalnızca kamunun
cazibesini değil, özel sektörün yeterince güven vermediğini de göstermez mi? Gençler neden
risk alıp üretmek yerine, yıllarını test kitaplarına yatırmayı tercih ediyor? Çünkü belirsizlikten
yoruldular. Çünkü güvencesizlik, düşük ücret ve torpil algısı arasında en “objektif” görünen
yol hâlâ merkezi sınav. Bu tabloyu sadece “gençler devleti istiyor” diye okumak kolaycılık
olur. Asıl soru şu: Neden başka seçenekler güçlü değil? Neden kamu, istikrarın tek adresi gibi
algılanıyor? Eğer bir ülkede üniversite mezunlarının büyük çoğunluğu geleceğini tek bir
sınava bağlıyorsa, sorun sınavın kendisinden çok ekonomik ve yapısal dengelerdedir.
Belki de artık asıl soruyu burada sormalıyız: Bir ülkenin en parlak yıllarını test kitapları
arasında geçiren bir nesil, neyi kaybediyor? Sadece zamanı mı, yoksa yaratıcılığını, girişim
cesaretini, alternatif arayışlarını da mı?
KPSS 2026’da beklenen yüksek katılım, kanaatimce bir sistem alarmıdır. Bu kadar çok insanın
aynı çıkış kapısına yönelmesi, binanın içinde yeterince pencere olmadığını gösterir.
Belki de artık rekor başvuru sayılarını rekabetle değil, kaygıyla karşılamalıyız. Çünkü bir
ülkede umutlar çeşitlenmiyorsa, sadece kalabalıklaşıyordur. Peki, KPSS bir kapıysa, neden bu
kadar az kapımız var?
1 Sınav, 1 Nesil: KPSS’de rekor başvuru kapıda



